Ayşen Yenici
Aksi İspatlanana Kadar
 Ayşen Yenici (Psikolog) " Aksi İspatlanana Kadar " aysen@maxionline.net

    Meşhur bir laftır, iki şekilde sonlandırılabilir, aksi ispatlanana kadar herkes suçludur ya da herkes suçsuzdur.

    Amerikan filmlerinden alıntı gibi duran bu cümle aslında çok büyük bir farklılık içermektedir. Cümleyi iki farklı şekilde sonlandırabiliriz dedik. Bu iki farklı son birbirinden gerçekten farklıdır; siyah ile beyaz kadar.

    Bu fark batı toplumlarıyla aramızdaki farkı basitçe özetler aslında. Batı toplumlarında çoğunlukla bireylerin hak ve özgürlükleri önde gelir. Bu durumda örneğin bir suç işlendiğinde öncelikle suç ve suçlu olduğundan kuşkulanılan kişinin suçlu olduğu ispatlanmaya çalışılır. Bizde ise durum tam tersidir. Önyargılı olmaya alışık bir toplum olarak her an herkesi suçlamayı pek sever bir yapımız olduğundan suçlanan kişi suçsuz olduğunu kanıtlamak için didinir durur. Mekanizmalar suçluluk durumunu tam olarak netleştirmekten çok bir an önce suçluyu cezalandırmak önceliğine sahip olarak işlemekte gibidir.

    Kültürümüz gereği olumsuz ve karamsar bakış açılarına sahip bireyler olarak yetiştiriliyor olmamız baktığımız her şeyde olumsuzluklar görmemizi çok kolaylaştırmaktadır. Beklentilerimiz hep olumsuzdur. Küçüklüğümüzden beri 'kötü düşün iyi olsun' 'çok güldük çok ağlayacağız' 'burnum kaşındı üzüleceğim' 'içim sıkıldı kötü bir şey olacak' der birileri etrafımızda. Olumlu beklentiler dile getiren pek olmaz nedense. Sevinçler eksik yaşanır, kahkahalar sessiz atılır, eğlenirken suçluluk duyguları taşınır. Toplum olarak iyi bir şeyler hakkımız değilmiş gibi bir tutum içinde yaşar gideriz. Bu kadar ezilmişlik içinde herhangi bir olayın suçlusunu bulmak ise toplumca hepimize bir ferahlık yaşatır. Kendimiz yerine suçlayacak birisinin varlığı öyle bir rahatlık verir ki üzerinde düşünmeye bile gerek olmadan cezalandırmayı görmek isteriz.

    Suçlanılan kişinin suçsuz olabileceği aklımıza bile gelmez bazen. Ortada bir suç bile yoktur bazen. Ama yine de bir suç ve suçlu bulunur ve aksinin ispatı için şans vermeye de gerek görülmez. Hemen orada birileri suçun cezasını vermek için de hazırdır. Örneğin; parkta elele yürümek isteyen iki genç, kendisi bu duyguyu yaşamamış, yasaklanmış, engellenmiş biri tarafından suçlu bulunur ve hemen orada dövülerek de cezası verilir. Cezalandırma konusunda bu kadar istekli davranan kişiler incelendiğinde genellikle erken yaşlarda yaşamak zorunda kaldıkları engellemeler, suçlamalar, mutsuzluklar, maruz kaldıkları fiziksel ya da psikolojik şiddet ve daha pek çok olumsuzluklar olduğu görülür. Bunların acısını çıkartmak bu kişilere pek de sağlıklı olmayan bir tatmin duygusu yaşatır.

    Bu bireylerin sayısı azalmadıkça haksızlıklar yaşanmaya devam edecektir. Haksızlıkları önlemek için de sağlıklı bireyler yetiştirme konusunda özellikle yakın zamanımızda önem ve hız kazanan eğitim çalışmalarının giderek daha da çoğalması gerekmektedir. Mümkün olduğunca erken, toplumu oluşturan bireylerin herhangi bir olayda suçlu duruma düşme endişesi taşımadan, suçsuzluğunu ispatlamaya çalışması gibi son derece travmatik durumlarla karşılaşmadan, kendisinden kuşku duyulan kişi olmanın ağırlığı altında ezilmeden, hak ve özgürlüklerine sahip mutlu, huzurlu bireyler olarak birarada yaşayalım. Birbirimize güvenelim.





© www.maxihaber.net