|
Zaman, İnternet'te Keşfedilme Zamanı
Ünlü olmayı, kitleleri etkileyip öne çıkmayı kolaylaştıran, başka türlü vitrinde yer alması mümkün olmayan kişiler için eşsiz bir fırsat sunan İnternet, kişisel E-PR taleplerini kamçılıyor. İnternet dünyasında var olma çabaları, özellikle sosyal paylaşım ağlarının ülkemizde estirdiği popüler rüzgarın ardından iyiden iyiye arttı. Bilindiği gibi Türkiye, Facebook'ta 10 milyona yaklaşan üye sayısıyla dünya üçüncüsü. Eski adı MSN olan Windows Live Messenger'da da 29 milyonu aşan kullanıcı sayımızla Brezilya'dan sonra dünya ikincisiyiz.
Bir konunun uzmanı olarak konumlanmak, tanınırlık sağlamak ve kendi takipçilerini yaratmak için bilgisayar başında ter döken dökene… İşi daha profesyonelce ele almak isteyenler, çoktan sayısal pazarlama ve PR ajanslarının yolunu tuttu, E-PR'a başladı. Bir videoyla on binlerin hayranlığını kazanan müzisyenler, iş tekliflerini İnternet'te bıraktığı izlerle artıran profesyoneller, yıllardır aradığı okuyucu kitlesini İnternet'te bulan yazarlar… Kısacası zaman, İnternet'te keşfedilme zamanı!
Türkiye'de 30 milyon, dünyada 1.6 milyar İnternet kullanıcısı olduğu biliniyor. Türkiye'deki İnternet kullanıcısı nüfus, Hollanda, Romanya, Portekiz gibi ülkelerin toplam nüfusundan fazla; Yunanistan, Avusturya, İsveç, Belçika gibi ülkelerin toplam nüfusunun ise neredeyse üç katı büyüklüğünde. Üstelik bu sayı giderek artıyor. Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye'de kadınların -daha öncelikli sorunları yokmuş gibi- İnternet'ten ne kadar yoksun olduklarından söz ediliyordu. Şimdilerde yemek tariflerini evdeki defteri yerine İnternet'e yazan, üstüne bir de sponsorunu bulup para kazanan kadın 'blogger'ların sayısını düşünün… Bugün 30 milyon olan toplam kullanıcı sayısının, yalnızca dört yıl önce 13 milyon olduğu anımsamak; nüfusun tamamına yakın kısmının İnternet'e bağlanması yakındır, diye düşündürüyor insana.
Peki İnternet'te nasıl var olunur? Bu sorunun oldukça kapsamlı bir yanıtı var. Sayısal medya özünde kullanıcının "kral" olduğu, içerik ve ilişki odaklı bir medya. Bu ilişkileri en bilinen yoluyla sosyal paylaşım ağları, bloglar, forum, e-grup üyelikleri ile beslemek ve sürdürmek mümkün. Tabi, içerik en kritik başarı unsuru... Sizinle ilgili bilgilerin onlarca farklı kaynakta dağınık biçimde bulunmasını önlemek, kendinize bir vitrin oluşturmak ve olası ikilemlerde "resmi kaynak" olarak sunmak için kişisel / kurumsal bir İnternet sitesi de olmazsa olmazlar arasında... Ve başka yöntemler de var: Mobil uygulamalar, I-Phone uygulamaları, toplu e-postalama, "şirket facebookları", süreli e-bülten, portallar, arama motorları, anlık mesajlaşma uygulamaları… Bu liste böyle uzayıp gidiyor.
İnternet, çok hızlı iletişim, daha düşük maliyetler, ölçümlenebilirlik, niş kitlelere erişim gibi fırsatlar sunarken, riskler de getiriyor. Forumlarda, şikayet sitelerinde hakkınızda dolaşan olumsuz yorumlar, karalayıcı e-postalar, tekzip edememe, spammer olarak algılanma, uçsuz bucaksız bir kaynak olan İnternet'te yansıma takibine yetişememe gibi riskler, ancak profesyonel bir ekibin ilgi ve bilgisiyle en aza indirgenebiliyor. Kimi zaman markaların kurdukları çevrimiçi topluluklar da, agresif pazarlama stratejilerine paralel olarak, topluluğa sağlanacak katma değerden ziyade, topluluktan elde edilecek katma değere odaklandığından başarısızlıkla sonuçlanabiliyor. İnternet'te bir kitle yakalamak için o insanlar gibi yaşamak, düşünmek, onları iyi tanımak gerekiyor. Öte yandan, İnternet üzerinde kampanya düzenlemeyle ilgili kurallar yeni yeni şekilleniyor. Görünüşe göre, bu dönemde pek çok ilginç örneğe şahit olacağız…
Esra Taşlıyük ÖzTürk
İletişim Uzmanı
E-yazışma: esrat@praktif.com.tr; esratasliyuk@mynet.com
Kişisel site: http://site.mynet.com/esratasliyuk/
Skype: esratt
Live Messenger: esrailemsn@hotmail.com
|
|